Evlilik birliği devam ederken veya fiili ayrılık dönemlerinde eşler arasında yaşanan krizlerin en yıkıcı sonucu, maalesef ortak çocukların taraflar arasında bir koz ya da cezalandırma aracı olarak kullanılmasıdır. Taraflardan birinin çocuğu diğer ebeveynden habersizce farklı bir şehre veya ülkeye götürmesi, iletişim kanallarını tamamen kapatması, diğer ebeveynin varlığını çocukların zihninden silmeye çalışarak başka bir şahsı ebeveyn gibi tanıtması uygulamada en ağır hak ihlallerini doğurur.
Türk Medeni Kanunu ve uluslararası sözleşmeler, çocuğun üstün yararını korumayı esas alır. Eşler arasındaki fiili ayrılık boşanma aşamasına gelmemiş olsa dahi, hiçbir ebeveyn müşterek çocuğu diğerinden keyfi biçimde koparma, saklama veya yurt dışına kaçırma hakkına sahip değildir.
Bu rehberde, aile mahkemelerine yansıyan somut bir hukuki uyuşmazlıktan yola çıkarak; boşanma davası açılmadan önceki ayrı yaşama sürecinde çocuğun gösterilmemesi halinde hangi hukuki yollara başvurulacağını, TMK 197 uyarınca geçici velayet ve kişisel ilişki taleplerini, noter muvafakatnamesinden rücu mekanizmasını ve çocuk için yurt dışı çıkış yasağı konulması süreçlerini kapsamlı biçimde ele alıyoruz.
1. Somut Vaka İncelemesi: Sınır Ötesine Uzanan Ayrılık ve Gizlenen Çocuklar
Aile hukuku pratiğinde karşılaştığımız somut bir olayda taraflar Türkiye’de evlenmiş, ilk çocuklarının doğumunun ardından aile hayatlarını devam ettirmek üzere Almanya’ya yerleşmişlerdir. Bir süre sonra davacı baba, mesleki ve idari zorunluluklar nedeniyle geçici olarak Türkiye’ye dönmek mecburiyetinde kalmıştır. Anne, çocukla birlikte kısa süre sonra Türkiye’ye döneceğini beyan etmiş; baba da çocukların seyahat ve pasaport işlemlerinin aksamaması adına noterde yurt dışı çıkış muvafakatnamesi vermiştir.
Ancak baba Türkiye’ye döndükten sonra süreç beklenmedik bir yöne evrilmiştir:
- Anne, Türkiye’ye dönmekten tek taraflı vazgeçmiş, babanın çocukla kurduğu görüntülü arama trafiğini kademeli biçimde kısıtlamış, zamanla iletişimi tamamen kesmiştir.
- Yapılan telefon görüşmelerinde küçük çocuğun evde başka bir erkek şahsın varlığından bahsettiği, annenin evlilik birliği devam ederken üçüncü bir kişiyle fiilen yaşamaya başladığı ve çocuğu ortak konuttan taşıdığı anlaşılmıştır.
- Baba, Almanya’ya gidemediği için aylarca çocuğunun yüzünü görememiş; süreç devam ederken resmi kayıtlardan annenin Arnavutluk’a giderek ikinci bir çocuk dünyaya getirdiğini öğrenmiştir.
- Anne daha sonra çocuklarla birlikte Türkiye’ye dönmüş ancak bu dönüşü babadan tamamen gizlemiştir. Baba, çocuklarının Türkiye’de bulunduğunu ve hangi şehirde olduklarını yalnızca çocukların E-Nabız sağlık sistemi üzerindeki hastane giriş kayıtlarını takip ederek tesadüfen tespit edebilmiştir.
Çocukların nerede tutulduğunun saklanması, sağlık ve bakım şartlarının belirsizliği, başka bir şahsın çocuklara baba olarak tanıtılması ve annenin çocukları yeniden yurt dışına kaçırma tehlikesi karşısında derhal Aile Mahkemesi nezdinde ihtiyati tedbir talepli dava ikame edilmiştir.
2. Boşanma Davası Olmadan Ayrı Yaşama Hakkı ve TMK Madde 197 Hükmü
Kamuoyunda yaygın bir yanlış inanış bulunmaktadır: “Velayet ve kişisel ilişki kararı yalnızca boşanma davası içinde alınabilir.” Bu bilgi hukuken doğru değildir.
Eşler henüz resmi olarak boşanma davası açmamış olsalar bile, fiili ayrılık şartlarının oluşması halinde Türk Medeni Kanunu‘nun 197. maddesi doğrudan uygulama alanı bulur.
TMK Madde 197/1:“Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.”
Maddenin son fıkrası ise doğrudan müşterek çocukları koruma altına almaktadır:
TMK Madde 197/Son:“Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere (Örn: E. 2010/15771, K. 2011/17192); taraflar arasında devam eden veya açılmış bir boşanma davası bulunmasa dahi, fiili ayrılık sürecinde hâkim çocukların fiziksel ve ruhsal güvenliğini temin etmek amacıyla velayeti tedbiren taraflardan birine bırakabilir veya kişisel ilişki düzenlemesi yapabilir.
3. Çocukların Yurt Dışına Kaçırılma Riski ve Alınabilecek Acil Tedbirler
Ebeveynlerden birinin diğerinin rızası olmaksızın çocuğu ülke dışına çıkarması veya yurt dışından Türkiye’ye getirdikten sonra gizlice tekrar kaçırma ihtimali bulunması durumunda mahkemeden gecikmeksizin ihtiyati tedbir talep edilmelidir.
A. Mahkeme Kanalıyla Yurt Dışı Çıkış Yasağı Konulması
Aile Mahkemesi hâkimi, çocuğun üstün yararını ve kaçırılma tehlikesini gözeterek HMK m. 389 ve TMK m. 197 hükümleri doğrultusunda tensip zaptıyla (duruşma gününü dahi beklemeden) müşterek çocukların yurt dışına çıkışına tedbir şerhi koyabilir. Bu karar derhal Emniyet Genel Müdürlüğü Göç İdaresi ve sınır kapılarına müzekkere ile bildirilir.
B. Noter Muvafakatnamesinden Rücu (Geri Alma) Prosedürü
Ebeveyn, geçmiş tarihte çocuğun pasaport çıkarması veya seyahat edebilmesi için noterde düzenleme şeklinde bir muvafakatname vermiş olabilir. Karşı tarafın bu belgeyi kötüye kullanarak çocuğu kaçırma riski doğduğunda:
- Noter kanalıyla derhal bir “Muvafakatnameden Rücu İhtarnamesi / Beyannamesi” düzenlenmelidir.
- Hazırlanan bu rücu belgesi mahkeme dosyasına sunulmalı, mahkeme aracılığıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğü’ne ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığı’na müzekkere yazdırılarak babanın/annenin muvafakatinin artık geçersiz olduğu resmi kayıtlara işlenmelidir.
4. Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (PAS) ve Çocuğun Gösterilmemesi
Bir ebeveynin müşterek çocuğu diğer eşten intikam almak, ona acı çektirmek amacıyla tecrit etmesi tıp ve hukuk literatüründe Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (Parental Alienation Syndrome – PAS) olarak tanımlanır.
Anne veya babanın şu eylemleri velayet hakkının açıkça kötüye kullanılmasıdır:
- Çocuğun diğer ebeveynle telefon veya görüntülü görüşmesini bahanelerle engellemek,
- Çocuğa diğer ebeveyni kötülemek, onun çocuğu sevmediği algısı yaratmak,
- Çocuğun yanında üçüncü bir şahsı (yeni partneri) “baba” veya “anne” olarak tanıtarak çocuğun zihninde kimlik karmaşası yaratmak,
- Çocuğun yaşadığı yeri, eğitim gördüğü kurumu veya sağlık durumunu diğer ebeveynden gizlemek.
Yargıtay kararlarında, ebeveynlik bağını kasıtlı olarak koparan ve çocuğu diğer ebeveyne göstermemekte direnen tarafın bu tutumu, velayetin değiştirilmesi veya tedbiren elinden alınması için doğrudan haklı bir gerekçe kabul edilmektedir.
5. İhtiyati Tedbir Olarak Geçici Velayet ve Kişisel İlişki Kurulması
Dava açıldığında aile mahkemesinden iki kademeli talepte bulunulur:
| Talep Türü | Hukuki Niteliği | Uygulama Şartları |
| Geçici Velayet | Yargılama sonuna kadar çocuğun bakım ve temsil hakkının talep eden tarafa bırakılması. | Karşı tarafın çocuğun bakımını ihmal etmesi, can güvenliğini tehlikeye düşürmesi veya üçüncü kişiler yanında gayri ahlaki şartlarda yaşatması halinde hükmedilir. |
| Kişisel İlişki Kurulması | Geçici velayet talebi kabul edilmezse, çocuğun belirli gün ve saatlerde diğer ebeveynle görüştürülmesi. | Mahkeme geçici velayeti anneye bıraksa dahi, babanın çocukla bağının kopmaması adına haftanın belirli günleri, dini bayramlar ve yarıyıl tatilinde kişisel ilişki tesisi zorunludur. |
Mahkeme tensip kararıyla birlikte kişisel ilişki takvimi belirlediğinde, karşı taraf çocuğu yine göstermezse karar doğrudan icra dairesi veya Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü (Adli Destek Birimi) kanalıyla pedagog ve kolluk eşliğinde zorla yerine getirilir.
6. Nafaka Yükümlülüğü: Çocuklar İçin İştirak/Tedbir Nafakası
Fiili ayrılık durumunda TMK m. 197/2 gereğince, çocukların bakım, barınma, beslenme ve eğitim masraflarına her iki ebeveyn de ekonomik güçleri oranında katılmakla yükümlüdür.
- Eğer çocukların geçici velayeti babaya bırakılırsa, mahkeme annenin mali durumuna göre çocuklar için iştirak nafakası ödemesine hükmedebilir.
- Velayet anneye bırakılır veya fiilen çocuk annede kalmaya devam ederse, bu kez baba aleyhine çocukların geçimini sağlamak üzere tedbir nafakası takdir edilir.
- Takdir edilen bu nafaka tutarlarının her yıl Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ÜFE/TÜFE oranında artırılması talep edilerek paranın enflasyon karşısında erimesi engellenmelidir.
7. Çocuğun Gösterilmemesi Halinde Hangi Deliller Sunulmalıdır?
Aile mahkemesindeki yargılamada iddiaların somut delillerle ispatı sürecin seyrini belirler:
- İletişimin Engellendiğini Gösteren Kayıtlar: WhatsApp yazışmaları, arama dökümleri, karşı tarafın engellediğini gösteren ekran görüntüleri.
- Sağlık ve Hastane Kayıtları (E-Nabız): Çocuğun sürekli hastane girişi yapıldığını, ihmal edildiğini veya bulunduğu yerin gizlendiğini kanıtlayan resmi sistem dökümleri.
- Noter İhtarları ve Muvafakat Belgeleri: Çocuğun seyahati için verilen muvafakatnamenin kötüye kullanıldığını gösteren rücu beyannameleri.
- Tanık Beyanları: Tarafların ayrı yaşadığını, çocukların babaya gösterilmediğini, üçüncü kişilerle gayrimeşru birlikte yaşandığını bizzat gören akraba veya komşu tanıklıkları.
- Sosyal İnceleme Raporu (SİR): Mahkemenin görevlendireceği psikolog, pedagog veya sosyal hizmet uzmanının taraflarla ve çocukla yapacağı uzman görüşmesi neticesinde hazırlanan resmi rapor.
8. Sıkça Sorulan Sorular
Eşim boşanma davası açmadan müşterek çocuğumuzu benden kaçırabilir mi?
Hayır. Evlilik birliği sürdüğü müddetçe velayet anne ve baba tarafından ortaklaşa kullanılır (TMK m. 336). Eşlerden birinin diğerinin rızası olmaksızın çocuğu alıp götürmesi ve yerini gizlemesi velayet hakkının kötüye kullanımıdır.
E-Nabız kayıtları mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?
Evet. Babanın veya annenin velayeti altındaki küçük çocuğun sağlık durumunu, aşılarını ve hastane girişlerini E-Nabız üzerinden takip etmesi yasal hakkıdır. Bu kayıtlar, çocuğun nerede bulunduğunu ve sağlık durumunun ihmal edilip edilmediğini ispatlamak için mahkemeye sunulabilir.
Mahkemenin verdiği kişisel ilişki kararına rağmen çocuk gösterilmezse ne olur?
Mahkemenin belirlediği görüş günlerinde çocuk teslim edilmezse, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü aracılığıyla uzman eşliğinde teslim işlemi yapılır. Çocuğu teslim etmemekte direnen ebeveyn hakkında disiplin hapsi cezası uygulanabilir ve bu durum doğrudan velayetin el değiştirmesine sebep olur.
Velayet ve Aile Hukuku Uyuşmazlıklarında Uzman Desteği
Müşterek çocukların ebeveynlerden birinden gizlenmesi, yurt dışına kaçırılma tehlikesi ve velayet uyuşmazlıkları; yalnızca hukuki mevzuatın değil, çocuğun psikolojik gelişiminin ve zaman faktörünün hayati önem taşıdığı karmaşık süreçlerdir. Gecikilecek tek bir gün dahi çocuğun sınır dışına çıkarılmasına veya ebeveyn yabancılaşmasının geri dönülemez noktaya ulaşmasına yol açabilir.
Sınır aşan çocuk kaçırma riskinin önlenmesi, acil yurt dışı çıkış yasağı kararlarının aldırılması, noter muvafakatnamelerinin iptali ve TMK 197 kapsamında geçici velayet tedbirlerinin tesisi süreçlerinde Üsküdar Avukat bürosundaki avukatlarımız çocuklarınızın üstün yararını ve haklarınızı korumak adına size yardıma hazırdır. Dosyanızın detaylarını değerlendirmek ve ivedi hukuki aksiyon almak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.