Yoksulluk nafakasının kaldırılması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 176. maddesinde sayılan sınırlı durumlarda mümkündür. Nafaka alacaklısı yeniden evlenirse veya taraflardan biri ölürse nafaka kendiliğinden kalkar. Alacaklı evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşıyorsa, yoksulluğu ortadan kalkmışsa ya da haysiyetsiz hayat sürüyorsa nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.
Bunlara ek olarak, nafakayı ödeyen kişi kendi kusuru olmadan ödeme gücünü ciddi biçimde yitirirse nafakanın azaltılması, hatta kaldırılması da istenebilir. İlk gruptaki durumlarda dava gerekmezken ikinci gruptaki durumlarda mutlaka dava açmanız gerekir. Nafakayı kendi kararınızla ödememek, icra takibine ve ek masrafa yol açar.
Kendiliğinden sona erme ile mahkeme kararıyla kaldırma arasındaki fark
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin geçimi için hükmedilen aylık bir ödemedir. Nafakanın miktarının nasıl belirlendiğini boşanmada nafakanın belirlenme ölçütlerini anlattığımız yazıda bulabilirsiniz. Burada konu, bu nafakanın hangi sebeplerle sona erdiğidir.
| Durum | Nafaka kendiliğinden biter mi? | Ne gerekir? |
|---|---|---|
| Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi | Evet | Evlilik kaydı; nafaka icra yoluyla ödeniyorsa icra müdürlüğüne bildirim |
| Taraflardan birinin ölümü | Evet | Ölüm belgesi |
| Alacaklının evlenmeden evliymiş gibi yaşaması | Hayır | Aile mahkemesinde dava |
| Alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması | Hayır | Aile mahkemesinde dava |
| Alacaklının haysiyetsiz hayat sürmesi | Hayır | Aile mahkemesinde dava |
| Nafaka borçlusunun ödeme gücünü yitirmesi | Hayır | Azaltma veya kaldırma davası |
Kendiliğinden sona ermede bile uygulamada belge göstermeniz gerekebilir. Nafaka icra dosyası üzerinden tahsil ediliyorsa icra müdürlüğü, evlilik ya da ölüm kaydını görmeden ödemeyi durdurmayabilir. Somut durumunuza göre mahkemeden karar almak da gerekebilir.
Ölüm hâlinde dikkat edilecek nokta
Boşanma kararı kesinleştikten sonra nafaka borçlusu ölürse, Yargıtay kesinleşme tarihinden ölüm tarihine kadar işleyen nafakadan borçlunun sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Yani ölümle nafaka ileriye dönük biter, ancak o güne kadar biriken borç mirasçılar bakımından gündeme gelebilir.
Nafaka borçlusunun evlenmesi nafakayı bitirmez
Sık yapılan bir yanlış, nafakayı ödeyen kişinin yeniden evlenmesinin nafakayı sona erdireceğini düşünmektir. Kural olarak nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi, yoksulluk nafakası borcunu sona erdirmez. Yeni bir aile kurmak, ancak ödeme gücünüzü gerçekten düşürmüşse nafakanın azaltılması davasında dikkate alınabilir.
Alacaklının evlenmeden evliymiş gibi yaşaması
Nafaka alacaklısı resmî nikâh olmadan biriyle eş gibi yaşıyorsa, kanun bunu nafakanın kaldırılması sebebi sayar. Mantığı şudur: Kişi kurduğu bu yaşamla eşinden gelecek desteği fiilen elde etmekte, nafakayı ise nikâhtan kaçınarak sürdürmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bu hâlin kabul edilebilmesi için ilişkinin geçici olmaması gerekir. Bir ya da birkaç kez görüşmek, ara sıra aynı evde bulunmak yeterli sayılmaz. Mahkeme genellikle ilişkinin sürekliliğine, ortak konutta yaşanıp yaşanmadığına ve ekonomik bir ortaklık bulunup bulunmadığına bakar.
Bu iddiayı ispat etmek davanın en zor kısmıdır. Genellikle şu deliller kullanılır:
- Komşu, apartman görevlisi veya çevreden tanık anlatımları
- Adres ve nüfus kayıtları (tek başına yeterli olmaz, diğer delilleri destekler)
- Ortak harcamaları, faturaları, aboneliği ya da aracı gösteren kayıtlar
- Kolluk veya mahkeme aracılığıyla yapılan araştırma sonuçları
Delil toplarken sınırı aşmamak gerekir. Eski eşi izinsiz takip etmek, gizlice kayıt almak ya da hesaplarına girmek hem suç oluşturabilir hem de elde edilen delilin kullanılmasını engelleyebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘na göre hukuka aykırı elde edilen deliller mahkemede dikkate alınmaz.
Yoksulluğun ortadan kalkması
Nafaka, boşanma yüzünden yoksulluğa düşen eşin asgari yaşam ihtiyacını karşılamak için vardır. Amacı nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Alacaklı sonradan düzenli bir iş bulduysa, kendisine miras ya da başka bir gelir kaldıysa, gayrimenkul geliri elde ediyorsa yoksulluğun sona erdiği ileri sürülebilir.
Buradaki ölçü, gelirin varlığından çok yeterliliğidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre asgari ücret düzeyinde gelire sahip olmak, yoksulluk nafakası bağlanmasını engellemez. Bu nedenle alacaklı çalışmaya başladı diye nafaka otomatik olarak kalkmaz. Mahkeme kimi dosyalarda nafakayı tamamen kaldırmak yerine miktarını düşürür.
Ekonomik durum araştırması sırasında mahkeme, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarını, tapu ve araç kayıtlarını, banka hareketlerini ve varsa kira gelirlerini inceler. Dilekçenizde hangi kurumdan hangi kaydın istenmesi gerektiğini somut olarak belirtmeniz süreci hızlandırır.
Haysiyetsiz hayat sürme
Haysiyetsiz hayat, genel ahlak anlayışına ve toplumun değer yargılarına aykırı, süreklilik gösteren bir yaşam tarzıdır. Tek bir olay ya da geçmişte kalmış bir davranış bu sebebin oluşması için yeterli olmaz. Mahkemeler bu sebebi dar yorumlar; çünkü kişinin özel yaşamına müdahale anlamı taşır.
Uygulamada bu gerekçeyle açılan davalar, ispat güçlüğü nedeniyle çoğu zaman diğer sebeplerden daha az sonuç verir. Eşin yaşamı fiilen evli gibi bir birlikteliğe dönüşmüşse, genellikle bu daha net bir dayanaktır.
Nafaka borçlusunun durumunun kötüleşmesi
Kanunun 176. maddesinin lafzı, alacaklıdaki değişiklikleri sayar. Buna rağmen mahkemeler ve Anayasa Mahkemesi, nafaka borçlusunun sonradan kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle yoksulluğa düşmesi hâlinde nafakanın kaldırılabileceğini kabul etmiştir. Ağır hastalık, işini kaybetme ya da çalışma gücünü yitirme gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir.
Ancak mali gücün biraz azalması çoğu zaman nafakanın kaldırılması için yetmez; mahkeme önce miktarın düşürülmesini düşünür. İşten bilerek ayrılmak veya geliri gizlemek ise sonuç vermez. Mahkeme ödeme gücünüzü belirlerken sadece beyanınıza değil, resmî kayıtlara da bakar.
Geçici bir sıkıntı için nafakanın tamamen kaldırılmasını istemenin riskini de düşünün. Kaldırma kararı verilirse, sonradan gücünüz düzeldiğinde alacaklı yeniden nafaka talep etmek zorunda kalabilir ve bu süreçte yeni bir yargılama gerekir.
Yoksulluk nafakasının kaldırılması davası nasıl açılır?
Dava, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca aile mahkemesinde açılır. Hangi davaların bu mahkemeye girdiğini aile mahkemesinin görev alanını anlattığımız yazıda görebilirsiniz. Kanunda bu dava için ayrı bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir; sebep devam ettiği sürece dava açılabilir.
- Sebebi belirleyin. Evliymiş gibi yaşama mı, yoksulluğun kalkması mı, ödeme gücünüzün kaybı mı? Dilekçe bu tek sebep etrafında kurulmalıdır.
- Boşanma kararını ve kesinleşme şerhini hazırlayın. Nafakaya hükmeden kararın kesinleşmiş hâli dilekçeye eklenir.
- Delilleri listeleyin. Tanık adlarını, istenecek resmî kayıtları ve ödeme gücünüzü gösteren belgeleri (maaş bordrosu, SGK dökümü, sağlık raporu) hazırlayın.
- Dilekçeyi verin. Dava, avukat aracılığıyla ya da kendiniz, aile mahkemesine yazılı dilekçeyle açılır. Harç ve gider avansı, dava açıldığı tarihteki tarifeye göre belirlenir.
- Tebligatları takip edin. Karşı taraf cevap verir, mahkeme ekonomik durum araştırması ister ve tanıkları dinler. Duruşma günü ve eksik belge uyarıları tebligatla bildirilir.
- Kararı değerlendirin. Karar, istinaf yoluyla bölge adliye mahkemesine taşınabilir. İstinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren başlar ve süreyi kaçırmak kararı kesinleştirir.
Kaldırma kararı çoğu dosyada geçmişe değil, dava tarihinden itibaren sonuç doğurur. Bu yüzden sebep ortaya çıktıktan sonra bekledikçe fazladan nafaka ödemeye devam edersiniz. Dava süresince ödemeyi kesmek yerine, mahkemeden ödeme konusunda tedbir istemeyi avukatınızla görüşün.
Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davanın sonucuna göre belirlenir. Bunun nasıl işlediğini davayı kazanınca avukat ücretini kimin ödediğini anlattığımız yazıdan okuyabilirsiniz.
Anayasa Mahkemesi’nin “süresiz olarak” ibaresine ilişkin kararı
Yoksulluk nafakasıyla ilgili önemli bir gelişme var. Anayasa Mahkemesi, 4/6/2026 tarihinde E.2025/156 sayılı dosyada, Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararı, Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Mevzuat metnine göre bu tarih 30/6/2027’dir.
Mahkemenin gerekçesi, nafakanın her koşulda süresiz istenebilmesinin devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığıdır. Karar yalnızca 175. maddedeki ibareyi kapsıyor; 176. maddedeki sona erme ve kaldırma sebepleri bu karardan bağımsız olarak yürürlüktedir.
Bu karar, nafaka ödeyen kişiye ödemeyi tek taraflı durdurma hakkı vermez. Yürürlük tarihinden sonra mevcut nafaka hükümlerine ne olacağı, kanun koyucunun getireceği düzenlemeye ve mahkemelerin uygulamasına bağlıdır. Dosyanızı etkileyebilecek bir düzenleme çıkıp çıkmadığını güncel mevzuattan kontrol edin.
Kaldırma sebebi sayılmayan durumlar
Aşağıdaki durumlar tek başına yoksulluk nafakasını kaldırmaz:
- Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi veya çocuk sahibi olması
- Alacaklının asgari ücret düzeyinde bir işe girmesi
- Alacaklının ayrı bir evde, bir yakınıyla ya da arkadaşıyla yaşaması
- Boşanmadan sonra tarafların küsmesi veya görüşmemesi
Bunun yanında çocuk için ödenen iştirak nafakası ayrı bir haktır. Yoksulluk nafakası kaldırılsa bile iştirak nafakası devam eder. Boşanma davası sırasında hükmedilen tedbir nafakası ise boşanmayla sona erer; bu konuyu tedbir nafakası yazımızda ele aldık.
Anlaşmalı boşanmada nafaka protokolle belirlenmiş olabilir. Protokolde nafakanın süresi veya sona erme şartı yazıyorsa önce o metne bakmak gerekir.
Ne yapmalısınız?
Nafakayı ödeyen taraftaysanız ödemeyi tek başınıza durdurmayın; sebebi netleştirip belgelerinizi toplayın ve dava açın. Nafakayı alan taraftaysanız size gelen dava dilekçesindeki cevap süresini kaçırmayın. Tebligatın geldiği gün sürenin başladığını unutmayın.
Her iki taraf için de boşanma kararı, kesinleşme şerhi, varsa icra dosya bilgisi ve gelir belgeleri dosyanın temelini oluşturur. Durumunuz bu yazıdaki örneklerden farklıysa, sonucun somut dosyaya göre değişebileceğini göz önünde tutarak bir avukattan görüş almanız yerinde olur.
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması dosyanız için bir İstanbul aile hukuku avukatı ile belgelerinizi birlikte gözden geçirmek isterseniz Üsküdar’daki büromuzda görüşme yapılabilir. Dosyanın durumuna göre izlenecek yol, bu yazıdaki genel bilgilerden farklılık gösterebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka alacaklısı evlenirse nafaka için dava açmam gerekir mi?
Kanuna göre nafaka kendiliğinden kalkar, dava açmanız gerekmez. Ancak nafaka icra dosyası üzerinden tahsil ediliyorsa evlilik kaydını icra müdürlüğüne sunmanız gerekebilir. İtiraz çıkarsa mahkemeden karar almak gündeme gelir.
Kaldırma davası açıldığında nafaka ödemesi durur mu?
Kural olarak durmaz. Dava açmak ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez ve karar verilene kadar nafaka işlemeye devam eder. Ödemeyi kesmek icra takibine yol açabilir. Mahkemeden ödemeyle ilgili tedbir talep edip edemeyeceğinizi avukatınızla değerlendirin.
Eski eşimin biriyle yaşadığını ispatlamak için ne yapabilirim?
Tanık beyanları, ortak adres ve harcama kayıtları ile kolluk veya mahkeme aracılığıyla yapılacak araştırma kullanılabilir. Takip, gizli kayıt ya da hesaplara izinsiz giriş gibi yöntemlerden kaçının; bunlar suç oluşturabilir ve delilin mahkemede kullanılmasını engelleyebilir.
Yoksulluk nafakası kaldırılırsa çocuk nafakası da biter mi?
Hayır. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ayrı bir haktır ve çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenir. Yoksulluk nafakasının kaldırılması bu ödemeyi etkilemez. İştirak nafakasının değişmesi için ayrı bir dava açmak gerekir.
Anayasa Mahkemesi kararı nafakamı kendiliğinden sona erdirir mi?
Hayır. Karar, ödeme yükümlüsüne nafakayı tek taraflı durdurma imkânı tanımaz. İptal kararı yürürlüğe girmeden önce veya sonra mevcut nafakaların akıbeti, yapılacak yasal düzenlemeye ve mahkeme uygulamasına bağlı olacaktır. Güncel durumu mevzuattan kontrol edin.
Nafakayı geç ödersem ya da ödemezsem ne olur?
Ödenmeyen nafaka için alacaklı icra takibi başlatabilir. Nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında, şikâyet üzerine tazyik hapsi gündeme gelebilir. Ödeme gücünüz gerçekten düştüyse bunu icra aşamasında değil, azaltma veya kaldırma davasıyla mahkemeye taşımak daha doğru bir yoldur.